Scroll down to read
Bir tabak zeytinin hikayesini anlatacağım size. Zeytin ne ki! 7 il, 40 saat, 8 yemek, sayısız çay! 32 kısım tekmili birden bu hikayede.
Bilirsiniz bazı şeyler ufacık bir fikirle, "yapsak ne güzel olur değil mi?" temennisi ile başlar. İzmir seyahatimiz de böyle başladı. İzmir'e gitsek ne güzel olur değil mi dedi birisi. Bir diğeri, ah evet harika olur dedi. Ötekisinden ses geldi: "Araç ayarlasak" Beriki "Ben ayarlarım" dedi. Herkes kalbini koydu ve biz 15+1800 kişi İzmir'e doğru yola çıktık.
Börekler yenildi, tatlılar "ay ben diyetteyim aslında" denilerek lüpletildi, tostlar ayranlara katık edildi ve Cumartesi öğleden sonra İzmir'e vardık. Bizim söyleyişimizle Can Kırtasiye, resmi adıyla Can Fotokopi bizi devasa bir masa ve insanın midesini de gözünü de doyuracak ikramlarla karşıladı. En önemlisi de büyük bir sevgiyle. Onların misafirperverliğine ne kadar teşekkür etsek az. O devasa masalar doldu, taştı, yetmedi. Fotoğraflar çekildi, kalemler denendi, eller sıkıldı ve birbirlerini sadece profil fotoğrafından tanıyan insanlar sanki yıllardır tanışıyormuş gibi kaynaştı.
Ertesi sabah kahvaltımızı yaptık, yola revan olduk. Her gördüğümüz yerde durup yemek yiyerek, Bursa'ya kadar geldik. Orhangazi'de bir köy kahvesinde çayımızı kahvemizi içtik, kimbilir kaç yıllık bir çınar ağacının altında. Ve sonra bir evin kapısına yanaştık. Aslen oralı olan bir abimizin bize bir sürprizi vardı. İşte bu hikayeyi başlatan o zeytinler, abimizin zeytinliğinden çıkıp bizim soframıza geldi. Cumartesi sabah altıda başlayan yolculuğumuz pazar gecesi onikide, hepimiz evlerimize dönüp dostluktan ve güzellikten şişmiş bir bal kabağına dönünce bitti.
Şimdi ben bakıyorum, bu blogda 1300 kişi olmuşuz, Facebook'ta sayımız 2000'e yaklaştı. Bir blog, minicik bir kar tanesi yuvarlana yuvarlana çığ gibi büyüdü. Ve bugün o dostluklar başka şehirlere uzanıyor... Hepiniz iyi ki varsınız! İyi ki Bana Sıkça Yaz ailesinin bir parçasısınız! Teşekkürler, binlerce kere teşekkürler.
Zeynep Duygusalkalem
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I am going to tell you the story of this olives. Just an olive? No. 7 cities, 40 hours, 8 meals and unlimited tea.
You know, most of the things start with a tiny idea like "wouldn't it be great?" so our Izmir trip. Someone said, "Oh it would be great to make a trip to Izmir" and the other replied "Fantastic idea" Another one said "Maybe if we can arrange a car" and the other said "Oh, I can arrange it" and we hit the road with 15 + 1800 people.
Turkish pies has been eaten, deserts swallowed while saying "Actually I am on a diet" and some toast has been sent down. We finally arrived Izmir around afternoon. Can Fotokopi has welcomed us with a great hospitality and with great affection. We cannot thank enough! Those great tables has been full. We took photos, we tried pens and shake hands. People swarmed with each other like they have known each other for years.
We hit the road back after the breakfast. With several meal and tea breaks we have arrived Bursa. We had a cup of coffee under a great plane tree at Orhangazi and our car stopped in front of a house. One of our friend which is actually from Orhangazi, surprised us with those olives from their own garden.
Well, I am quite surprised that we are around 1300 in the blog and nearly 2000 in the Facebook group. A little blog, a small group snowballed into something this big. And today those friendships are reaching to other citiess. I am glad that you are here! I am glad that you are a part of this family of Write to Me Often. Thank you a hundred times!
Zeynep Emotionalpen

